Osman Gazi Dömeni 1299-1326 Devlet-i Aliyye'nin kurucusu Osman Gazi'nin hayatı Babası : Ertuğrul Gazi Annesi : Hayme Hatu...
Osman Gazi Dömeni 1299-1326
Devlet-i Aliyye'nin kurucusu Osman Gazi'nin hayatı
Babası: Ertuğrul Gazi
Annesi: Hayme Hatun
Doğumu: Söğüt, 1258
Ölümü: Bursa, 1326
Saltanatı: 1281 - 1326
Devlet Sınırları: 16.000 km2
Ölüm Sebebi: Nikris
Annesi: Hayme Hatun
Doğumu: Söğüt, 1258
Ölümü: Bursa, 1326
Saltanatı: 1281 - 1326
Devlet Sınırları: 16.000 km2
Ölüm Sebebi: Nikris
Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi 1258'de Söğüt'te doğdu. Osman Gazi, uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer tenli, ela gözlü ve kalın kaşlı olarak tarif edilmektedir. Osman Gazi değerli bir devlet adamı ve hayır sever olarak bilinmekte ve hatta kim kıyafetine biraz dikkatlice baksa kendisine hediye ettiği söylenir.
Osman Gazi 1281 yılında Söğüt'te Kayı Boyu'nun yönetimine geçtiğinde henüz 23 yaşındaydı. Ata binmekte, kılıç kullanmakta ve savaşmakta ustaydı. Aşiretin ileri gelenlerinden Ömer Bey'in kızı Mal Hatun ile evlendi ve bu evlilikten ileride kuracağı devleti miras bırakacağı oğlu Orhan Gazi doğdu.
Anadoluda kurulup 623 yıl ve üç kıta da hüküm sürecek Devlet-i Aliyye'nin kurucusu Osman Gazi, 1326 yılında Bursa'da nikris hastalığından öldü. Vefatından sonra geriye bir at zırhı, bir çift çizme, bir kaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş, bir kaç at, üç sürü koyun, tuzluk, kaşıklık ve 16.000 km2 sınıra ulaşmış bir devlet bıraktı.
Erkek çocukları: Orhan Bey, Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey
Kız çocukları : Fatma Hatun
Osman Gazi 1281 yılında Söğüt'te Kayı Boyu'nun yönetimine geçtiğinde henüz 23 yaşındaydı. Ata binmekte, kılıç kullanmakta ve savaşmakta ustaydı. Aşiretin ileri gelenlerinden Ömer Bey'in kızı Mal Hatun ile evlendi ve bu evlilikten ileride kuracağı devleti miras bırakacağı oğlu Orhan Gazi doğdu.
Anadoluda kurulup 623 yıl ve üç kıta da hüküm sürecek Devlet-i Aliyye'nin kurucusu Osman Gazi, 1326 yılında Bursa'da nikris hastalığından öldü. Vefatından sonra geriye bir at zırhı, bir çift çizme, bir kaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş, bir kaç at, üç sürü koyun, tuzluk, kaşıklık ve 16.000 km2 sınıra ulaşmış bir devlet bıraktı.
Erkek çocukları: Orhan Bey, Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey
Kız çocukları : Fatma Hatun
OSMAN GAZİ
(1299–1326)
(1299–1326)
İnegöl Tekfuru İle İlk Kavga
Ertuğrul Gazi zamanında başlatılan ve mecburen sürdürülen bir gelenek vardı. Her yaz yaylaya çıkılır, orada yağ, peynir, bal, reçel yani bütün yiyecekler hazırlanır. Çadırların hepsi boşaldığı için küçük yurtları korumasız kalırdı. Ellerindeki eşyaları yaylaya kadar götürmek zahmetli, olduğu yerde bırakmak tehlikeli idi. Bilecik Tekfuru’yla anlaşmışlar, eşyaları öküz arabalarına yüklenip, kadınlar tarafından kaleye gönderilirdi. Aylarca Bilecik Kalesi’nde muhafaza edilen eşyaların hatırına, dönüşte, yaylada hazırlanan kışlık nevalelerden hediyeler getirilirdi. Böylece iki taraf da durumdan kârlı çıkmış sayılırdı.
Fakat bu yayla yolculuklarında İnegöl Tekfuru’yla vuruşmalar oluyordu. İki tarafın da zararına olan geçimsizliğin çaresi bulunamıyordu. Osman Gazi aşiretini yaşatmak zorunda olduğu için vazifesini yapıyor, Tekfur yarınların korkusuyla, şimdiden tedbirli olmak istiyordu. O anlamış ki bu işin sonu kendisi için hayra alâmet değil. Hırçınlığı ondan.
Ermeni Derbendi Savaşı
İnegöl Tekfuru Aya Nikola komşu Tekfurları yanına çağırdı, “Şu Türkler’in hayatına bir son verelim; bana yardımcı olun; eğer bunlar böyle gelişirse bizim sonumuz yalandır” dedi. Hepsi anlaştılar Osman Gazi ve adamları tuzağa düşürülecekti. Bilecik Tekfuru Osman Gazi’nin mertliğini, yiğitliğini, dürüstlüğünü takdir ederdi, böyle bir hileye getirilmesine gönlü razı olmadı. Vaziyeti bildirmeyi vazife sayan Tekfur Söğüd’e kadar gelip tuzağı anlattı.
Osman Gazi için İnegöl Hisan’nı zaptetmek şart oldu fakat bu sefer de Tekfur vaziyetten haberdar edilmişti. Kurulan plandan vazgeçildi. Ermenibeli denilen yerde iki tarafın karşılaşması, orada savaşılması kaderde varmış. Çarpışma kanlı geçti. Osman Gazi’nin yeğeni Bay Koca da şehitler arasındaydı. Onun ölümüne çok fazla üzüldü. İntikam duygusuna kapıldı.
Kulaca Hisarın Fethi (1285)
Osman Gazi birkaç gün aradan sonra Kulaca Hisarı basarak ahalisini teslim aldı. Maiyetinde 300 kişi bulunuyordu. İlk fetih sayılan bu hareket bütün Tekfurlar’ın korkusuna sebep oldu.
Osman Gazi birkaç gün aradan sonra Kulaca Hisarı basarak ahalisini teslim aldı. Maiyetinde 300 kişi bulunuyordu. İlk fetih sayılan bu hareket bütün Tekfurlar’ın korkusuna sebep oldu.
İkizce Zaferi (1286)
Osman Bey’e karşı tedbir almak Tekfurlar için bir görev olmuştu, Bilecik’le İnegöl arasında bulunan İl mevkiinde yapılan vuruşmada müttefik Tekfur orduları kumandanı öldürüldü fakat, burada da Savcı Bey şehit verildi. Kazanılan zafer yine matemli oldu.
Osman Bey’e karşı tedbir almak Tekfurlar için bir görev olmuştu, Bilecik’le İnegöl arasında bulunan İl mevkiinde yapılan vuruşmada müttefik Tekfur orduları kumandanı öldürüldü fakat, burada da Savcı Bey şehit verildi. Kazanılan zafer yine matemli oldu.
Karaca Hisar’ın Fethi (1288)
Yapılan savaş bir başka savaşın tohumunu atıyordu. Sırada Karaca Hisar var. “Burada gayet büyük bir savaş oldu. Osman Gazi önceki çarpışmalarda, önce yeğenini sonra da ağabeyini kaybetmişti. Karaca Hisar’da Kumandan Kalanoz kâfirinin öldürüldüğünü söylediler; o “O itin karnını yarın, bir yeri eşin it gömün” dedi. Her ne dediyse yaptılar yerin adı İteşeni kaldı.”
Yapılan savaş bir başka savaşın tohumunu atıyordu. Sırada Karaca Hisar var. “Burada gayet büyük bir savaş oldu. Osman Gazi önceki çarpışmalarda, önce yeğenini sonra da ağabeyini kaybetmişti. Karaca Hisar’da Kumandan Kalanoz kâfirinin öldürüldüğünü söylediler; o “O itin karnını yarın, bir yeri eşin it gömün” dedi. Her ne dediyse yaptılar yerin adı İteşeni kaldı.”
İnegöl Kalesi’nin Fethi (1298)
Tekfurlar birleşerek Osman Gazi’yi ortadan kaldırmaya çalışırken, onların eline fırsat vermemek gerekiyordu. Turgut Alp’i İnegöl muhasarasına gönderdi, arkasından kendi gitti. Kalenin alınmasında üstün gayreti görülen Turgut Alp Osman Gazi’yi çok sevindirdi. Oraya Turgut ili adı verildi. (Bugünkü Turgutlu)
Devlet-i Aliyye'nin Kuruluşu 1299
Osman Gazi’nin bağımsızlığını hutbe okutarak ilan ettiğini söylemiştik. O bir görüştü. Şimdi bir diğer görüşü takdim ediyoruz. Bu tarihi Osmanlı Devleti’nin kuruluşu zamanı sayanların tezleri şöyle:
Konya’daki Selçuk Devleti İlhanlı hükümdarı Gazan Han tarafından çökertildi. Alâaddin Keykubat esir düşmüş Selçuklu askerlerinin her biri bir tarafa dağılıyordu. Bunlardan Osman Gazi’ye sığınıp, onun yanında savaşmak isteyenler bir hayli fazla idi. Savaşçı askerlerin yanı sıra tecrübeli devlet adamları ve idareciler de Osman Gazi’ye sığınmışlar, böylece Osman Gâzi’nin gücü birden artıvermişti. Dünya hâli, ne zaman ne olacağı bilinemiyor. “Daha dün” denecek kadar kısa bir zaman önce, Ertuğrul Bey’e yurtluk bahşeden devletin Sultanı esir olmuş, askeri, devleti dağılmış, şimdi Selçuklu’nun askerleri Ertuğrul’un oğlunun devletini güçlendirmek için ter dökecektiler… Bu dönemi M. Tayyib Gökbilgin’in İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı makaleden istifade ederek anlatmaya çalışıyoruz:
Osman Bey’in istiklâlim ilân ettiği, bizim devletimizin kuruluş tarihi olarak kutladığımız 1299 senesindeyiz. Daha önceki devir kapanmıştır artık. Osman Gazi daha büyük mesuliyetin yükü altında, kırk bir yaşında sakalı aklarla dolu bir koca, oğlu Orhan Bey civan bir delikanlıdır…
Osman Gazi ve beyleri Moğolların ne yapacağım bilemeden merakla bekliyorlar. Azalmış gücüne rağmen, yinede danışma mercii olan Selçuk devleti bu coğrafyada umumi Türklüğü temsil ediyordu. Şimdi o ocak sönmüş, yeni bir ocak daha gür bir ateşle yanmak görevinde, o ateşin yalazlanması Osman Gazi’nin nefesinden bekleniyor.
Osman Gazi, gazilerin ve beylerin yeni vazifelerini tanzim işiyle uğraşıp, her birini daha ağır mesuliyetlerle tayin etti. Her kaleye bir komutan ve yerleşim merkezlerine kadılar yerleştirdi.
Dünyanın diğer taraflarında da kaynaşmalar eksik değil. Çeşitli sıkıntılar ile herkes şikâyet içinde yaşar idiyse de, Osman Gazi’nin düşmanı daha fazla, yükü daha ağırdı. Sonraki nesile güvenli bir yurt bırakabilmek için çok çaba sarfetmesi gerekiyor, sahip olmaya uğraştığı tarlanın azgın dikenlerini temizlemek kolay olacağa benzemiyordu. Bu azgın dikenler bir sürü Bizans Tekfuru, onların da arkasında koskocaman bir Bizans devleti idi.
Konya’daki Selçuk Devleti İlhanlı hükümdarı Gazan Han tarafından çökertildi. Alâaddin Keykubat esir düşmüş Selçuklu askerlerinin her biri bir tarafa dağılıyordu. Bunlardan Osman Gazi’ye sığınıp, onun yanında savaşmak isteyenler bir hayli fazla idi. Savaşçı askerlerin yanı sıra tecrübeli devlet adamları ve idareciler de Osman Gazi’ye sığınmışlar, böylece Osman Gâzi’nin gücü birden artıvermişti. Dünya hâli, ne zaman ne olacağı bilinemiyor. “Daha dün” denecek kadar kısa bir zaman önce, Ertuğrul Bey’e yurtluk bahşeden devletin Sultanı esir olmuş, askeri, devleti dağılmış, şimdi Selçuklu’nun askerleri Ertuğrul’un oğlunun devletini güçlendirmek için ter dökecektiler… Bu dönemi M. Tayyib Gökbilgin’in İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı makaleden istifade ederek anlatmaya çalışıyoruz:
Osman Bey’in istiklâlim ilân ettiği, bizim devletimizin kuruluş tarihi olarak kutladığımız 1299 senesindeyiz. Daha önceki devir kapanmıştır artık. Osman Gazi daha büyük mesuliyetin yükü altında, kırk bir yaşında sakalı aklarla dolu bir koca, oğlu Orhan Bey civan bir delikanlıdır…
Osman Gazi ve beyleri Moğolların ne yapacağım bilemeden merakla bekliyorlar. Azalmış gücüne rağmen, yinede danışma mercii olan Selçuk devleti bu coğrafyada umumi Türklüğü temsil ediyordu. Şimdi o ocak sönmüş, yeni bir ocak daha gür bir ateşle yanmak görevinde, o ateşin yalazlanması Osman Gazi’nin nefesinden bekleniyor.
Osman Gazi, gazilerin ve beylerin yeni vazifelerini tanzim işiyle uğraşıp, her birini daha ağır mesuliyetlerle tayin etti. Her kaleye bir komutan ve yerleşim merkezlerine kadılar yerleştirdi.
Dünyanın diğer taraflarında da kaynaşmalar eksik değil. Çeşitli sıkıntılar ile herkes şikâyet içinde yaşar idiyse de, Osman Gazi’nin düşmanı daha fazla, yükü daha ağırdı. Sonraki nesile güvenli bir yurt bırakabilmek için çok çaba sarfetmesi gerekiyor, sahip olmaya uğraştığı tarlanın azgın dikenlerini temizlemek kolay olacağa benzemiyordu. Bu azgın dikenler bir sürü Bizans Tekfuru, onların da arkasında koskocaman bir Bizans devleti idi.
(Yar) Yund Hisar’ın Fethi (1301)
Osman Gazi 1301 senesinde Bizans’a bağlı Yund Hisarı aldı. Bir yeri almaktan, fethetmekten daha zor olan mesele onu elde tutabilmekti. İyi komutanlarını fethedilen yerlerin idaresiyle görevlendirirken, oğlu Orhan Bey’e Karaca Hisar ve etrafını, ağabeyi Gündüz Bey’e Eskişehir’i, Aykut Alp’e İnönü’nü, Hasan Alp’e Yar Hisar (Yund Hisar) ve etrafını, Turgut Alp’e İnegöl’ü vererek onları oralardan sorumlu tuttu.
Yenişehir’in Merkez Yapılması (1301)
Küçük küçük olsa da birçok kalenin fethi Osman Bey’in Beyliği’ni büyütmekteydi. İlk gözağrısı, ilk vatan Söğüt, Beyliğin yönetimi için uygun olmaktan çıktı, yeni bir merkez lüzumu hâsıl oldu. Yenişehir şimdilik idare merkezi olarak kabul edildi. Bundan sonra bütün geçim ve büyüme planlarının yapılacağı yer Yenişehir’dir.
Köprü Hisar’ın Fethi (1302)
Sene 1302 olduğunda Osman Gazi, güvenlik açısından fethini şart saydığı Köprü-Hisara hücumu plânladı. Amcası Dündar Bey’in karşı çıkmasına aldırmadan saldırıp, kaleyi fethetti. Anadolu’da bu olaylar yaşanırken Selçuk devletini yıkan İlhanlı hükümdarı Gazan Han Mısır’da Memlûklarla uğraşmaktaydı. Hayat, savaşmaktan ibaretti. Yüz sene sonra Timur’un söyleyeceği “Bu dünya iki kişiye az” sözü, Osman Gazi için Söğüt ve etrafı iki kişiye az olarak değiştirilebilirdi. Öyle olduğu içindir ki, savaşlar bitmiyordu. Ve Allah Osman Gazi’nin önüne zafer yollarını çok geniş açıyordu.
İlhanlı hükümdarı Gazan Han ölünce, yerine geçen Olcaytu gözünü Anadolu’ya dikmiş, Karamanoğullan Beyliği’ni cezalandırmıştı. Bursa Tekfuru Bizans’la görüşmeler yaparak bu işten karlı çıkmanın yollarını arıyordu. Tekfur, Osman Gazi ile savaşmayı göze alıp, büyük bir kuvvetle hücuma hazırlandı. Onlar da yarın kendilerine yönelecek bir Türk akınını, erkenden, daha çok kuvvetlenmeden bertaraf etmek istiyorlardı.
Fakat Osman Bey en harlı ateş çemberlerinden geçerek gelmiş bu günlere; pişmiş, yanmış, çok şeyler öğrenmiştir. Bizans tehlikesine karşı tedbirlidir. Gerekli yerlerde casuslar istihdam eden Osman Gazi Bizansın hazırlığını haber aldı ve ona göre askerini ayarladı. Koyun Hisarı önünde karşılaşan iki ordu arasında yaman bir savaş başladı. Düşmana göre daha az olan Türk askeri iyi savaşırken Osman Gazi’nin sevgili yeğeni şehit düştü; bu yeğen Gündüz Bey’in oğlu Aydoğdu’dur ve bu olay askerin moralinin bozulmasına sebeptir. Ancak, Osman Gâzi askerini galeyana getirmeyi, sonuçta savaşı kazanmayı bildi. Osman Gazi’ye, daha önce olduğu gibi bir yeğene mal olan bu savaşta pek çok Tekfur da öldürülmüştür.
Osman Gazi’nin her zaferi Bizansın temellerinden bir taş oynatmak gibidir. İmparator, geleceğini garantiye almak için çeşitli tedbirlere başvurma ihtiyacı duyuyordu. Hemşiresi Mariya’yı ilk önce Gazan Han’a nişanlamıştı, onun ölümünden sonra, yerine geçen Olcaytu’ya nişanlayıp, akrabalığı devam ettirmek istedi. Ne kadar desiseler kursa da, talih kuşu Osman Gazi’nin başının üstünde dönüyor, nişanlı Mariya’nın tehditleri Osman Gazi’ye hırs vermekten öte bir işe yaramıyordu. Bizans imparatorunun plânı, oyuna getirerek iki Türk devletini biri birine kırdırmaktı. Hiçbir işe gevşek davranmayan Osman Gazi Bizans imparatorluk merkezine yakın kaleleri fethetmeye devam etti. Bizans iyice titriyordu.
Osman Gazi 1301 senesinde Bizans’a bağlı Yund Hisarı aldı. Bir yeri almaktan, fethetmekten daha zor olan mesele onu elde tutabilmekti. İyi komutanlarını fethedilen yerlerin idaresiyle görevlendirirken, oğlu Orhan Bey’e Karaca Hisar ve etrafını, ağabeyi Gündüz Bey’e Eskişehir’i, Aykut Alp’e İnönü’nü, Hasan Alp’e Yar Hisar (Yund Hisar) ve etrafını, Turgut Alp’e İnegöl’ü vererek onları oralardan sorumlu tuttu.
Yenişehir’in Merkez Yapılması (1301)
Küçük küçük olsa da birçok kalenin fethi Osman Bey’in Beyliği’ni büyütmekteydi. İlk gözağrısı, ilk vatan Söğüt, Beyliğin yönetimi için uygun olmaktan çıktı, yeni bir merkez lüzumu hâsıl oldu. Yenişehir şimdilik idare merkezi olarak kabul edildi. Bundan sonra bütün geçim ve büyüme planlarının yapılacağı yer Yenişehir’dir.
Köprü Hisar’ın Fethi (1302)
Sene 1302 olduğunda Osman Gazi, güvenlik açısından fethini şart saydığı Köprü-Hisara hücumu plânladı. Amcası Dündar Bey’in karşı çıkmasına aldırmadan saldırıp, kaleyi fethetti. Anadolu’da bu olaylar yaşanırken Selçuk devletini yıkan İlhanlı hükümdarı Gazan Han Mısır’da Memlûklarla uğraşmaktaydı. Hayat, savaşmaktan ibaretti. Yüz sene sonra Timur’un söyleyeceği “Bu dünya iki kişiye az” sözü, Osman Gazi için Söğüt ve etrafı iki kişiye az olarak değiştirilebilirdi. Öyle olduğu içindir ki, savaşlar bitmiyordu. Ve Allah Osman Gazi’nin önüne zafer yollarını çok geniş açıyordu.
İlhanlı hükümdarı Gazan Han ölünce, yerine geçen Olcaytu gözünü Anadolu’ya dikmiş, Karamanoğullan Beyliği’ni cezalandırmıştı. Bursa Tekfuru Bizans’la görüşmeler yaparak bu işten karlı çıkmanın yollarını arıyordu. Tekfur, Osman Gazi ile savaşmayı göze alıp, büyük bir kuvvetle hücuma hazırlandı. Onlar da yarın kendilerine yönelecek bir Türk akınını, erkenden, daha çok kuvvetlenmeden bertaraf etmek istiyorlardı.
Fakat Osman Bey en harlı ateş çemberlerinden geçerek gelmiş bu günlere; pişmiş, yanmış, çok şeyler öğrenmiştir. Bizans tehlikesine karşı tedbirlidir. Gerekli yerlerde casuslar istihdam eden Osman Gazi Bizansın hazırlığını haber aldı ve ona göre askerini ayarladı. Koyun Hisarı önünde karşılaşan iki ordu arasında yaman bir savaş başladı. Düşmana göre daha az olan Türk askeri iyi savaşırken Osman Gazi’nin sevgili yeğeni şehit düştü; bu yeğen Gündüz Bey’in oğlu Aydoğdu’dur ve bu olay askerin moralinin bozulmasına sebeptir. Ancak, Osman Gâzi askerini galeyana getirmeyi, sonuçta savaşı kazanmayı bildi. Osman Gazi’ye, daha önce olduğu gibi bir yeğene mal olan bu savaşta pek çok Tekfur da öldürülmüştür.
Osman Gazi’nin her zaferi Bizansın temellerinden bir taş oynatmak gibidir. İmparator, geleceğini garantiye almak için çeşitli tedbirlere başvurma ihtiyacı duyuyordu. Hemşiresi Mariya’yı ilk önce Gazan Han’a nişanlamıştı, onun ölümünden sonra, yerine geçen Olcaytu’ya nişanlayıp, akrabalığı devam ettirmek istedi. Ne kadar desiseler kursa da, talih kuşu Osman Gazi’nin başının üstünde dönüyor, nişanlı Mariya’nın tehditleri Osman Gazi’ye hırs vermekten öte bir işe yaramıyordu. Bizans imparatorunun plânı, oyuna getirerek iki Türk devletini biri birine kırdırmaktı. Hiçbir işe gevşek davranmayan Osman Gazi Bizans imparatorluk merkezine yakın kaleleri fethetmeye devam etti. Bizans iyice titriyordu.
İznik’in Ablukası (1303)
Marmaracık Adası’nın Fethi
Bir patlamayla arzın genişlediği gibi, Osmanlı Beyliği de devamlı genişliyordu. Yapılan hiçbir iş macera olsun diye değildi, gerektiği için yapılıyordu. Yaşanan zamanın icabına göre hareket etmek ancak böyle oluyordu. İznik bu düşünceyle muhasara edildi. Marmaracık Adası bu günlerde fethedildi. Yenişehir güvenliğe alındı.
Marmaracık Adası’nın Fethi
Bir patlamayla arzın genişlediği gibi, Osmanlı Beyliği de devamlı genişliyordu. Yapılan hiçbir iş macera olsun diye değildi, gerektiği için yapılıyordu. Yaşanan zamanın icabına göre hareket etmek ancak böyle oluyordu. İznik bu düşünceyle muhasara edildi. Marmaracık Adası bu günlerde fethedildi. Yenişehir güvenliğe alındı.
Tekfurların İttifakı Birçok Kale’nin Fethi (1306)
Bursa Tekfuru Osman Gazi’nin yakıcı nefesini ensesinde hissetmeye başladı. Bundan sonra hiç kimsenin tek başına karşı koyma gücü yoktu. Bursa, Atranos, Madenos, Kete ve Kestel Tekfurları bir toplantı yaptı. Anlaşma sonucu beraberce Osman Gazi’ye karşı savaşa çıktılar.
“Dinbaz Zaferi” adıyla Osman Gazi hanesine yazılan savaş Tekfurlara büyük kayıplar verdirdi. Kestel ve Madenos Tekfurlan’nın maktul düştüğü bu savaşla Kestel, Kete ve Ulubat Kaleleri fethedildi.
Bugün yaşayan bunlardan Kete Tekfuru esir alınıp kendi kalesi önünde idam edildi. Rivayete göre de savaştan sonra ilk Osmanlı-yabancı mukavelesi yapıldı. Buna göre Osman Gazi Ulubat Köprüsü’nü geçmeme sözü verdi. (İ.H.D.)
Bursa Tekfuru Osman Gazi’nin yakıcı nefesini ensesinde hissetmeye başladı. Bundan sonra hiç kimsenin tek başına karşı koyma gücü yoktu. Bursa, Atranos, Madenos, Kete ve Kestel Tekfurları bir toplantı yaptı. Anlaşma sonucu beraberce Osman Gazi’ye karşı savaşa çıktılar.
“Dinbaz Zaferi” adıyla Osman Gazi hanesine yazılan savaş Tekfurlara büyük kayıplar verdirdi. Kestel ve Madenos Tekfurlan’nın maktul düştüğü bu savaşla Kestel, Kete ve Ulubat Kaleleri fethedildi.
Bugün yaşayan bunlardan Kete Tekfuru esir alınıp kendi kalesi önünde idam edildi. Rivayete göre de savaştan sonra ilk Osmanlı-yabancı mukavelesi yapıldı. Buna göre Osman Gazi Ulubat Köprüsü’nü geçmeme sözü verdi. (İ.H.D.)
Köse Mihâl’in Müslüman Oluşu (1313)
Yıl 1313’e geldiğinde Gaziler toplanıp, Osman Bey’e hitaben:
“Ey! Gazi Han, elhamdülillah düşman mağlup ve makhur oldu, bundan sonra vakit kaybedip, hareketsiz kalmak size yakışmaz, her veçhile gazaya meşgul olmanız mâkul ve münâsiptir” diyerek, teşviklerde bulundular. Buna karşılık Osman Bey “Evvela Köse Mihâl’i davet edelim, İslâmı kabul etsin; eğer Müslüman olursa hoş, her nereye derseniz varalım; eğer müslüman olmazsa, evvelâ onun memleketi Harman-Kayayı, etrafı ile birlikte, talan edelim.” dedikten sonra, Köse Mihâl çağırıldı, teklif iletildi: O memnuniyetle İslâmı kabul etti. Herkes çok memnundur. Hele de Osman Gazi; sevincini, Mihâl’e hediyeler verip boynuna sarılarak gösterdi. Osman Gazi can yoldaşı Köse Mihâl’in ayrı dinden oluşuna ne kadar üzülüyor idiyse şimdi de o derece memnun kalmıştı. Yaşlanan bedenine adeta gençliği yeniden geldi. Kendisini daha iyi hissetmeye başladı. Mihâl’e “hemen hil’at giydirdiler. Osman Gazi’nin oğlu Orhan’ın yanına verdiler. Karaca Hisarda ikisini beraber bıraktılar.” “Bir Gazi daha vardı. Saltuk Alp derlerdi. Onu da beraber koydular. Osman Gazi’nin bir oğlunu da anası ile birlikte Bilecikte bıraktılar.” (A.E)
Osman Gazi devraldığı bir avuç toprağı bir vatan yapmak için gecesini gündüzüne katıyor, etraftaki tekfurları teker teker mağlub ederek, halkına zulüm yapmadan itaati altına alıyordu. 1314 senesi geldiğinde büyük hedefe yürümek, Bursa şehrini fethetmek istiyor, onun çarelerini arıyordu. Fakat bazı şeyler arzu ile gayret ile olacak gibi değildir, birazda Allah’ın dilemesi lâzım: Bursa muhasara edilir ama çabalar netice vermez. O, Orhan’ı beklemektedir. Ezelden Bursa fethiyle nişanlanan Orhan Beydir, bunu Osman Gazi bilemez, gaip bilinemez ki. Bilseydi Osman Gazi oğlunun işine hiç el atar mıydı?
Bursa yerinde duradursun; yeni bir sıkıntı meydana gelmişti Osman Gazi için. Germiyan iline İlhanlı hükümdarının yerleştirdiği Çavdar aşireti biraz vahşicedir; Karaca Hisara saldırdılar, orada o gün pazar var. “Orhan Gazi’ye de haber etmişler ki, Tatar pazarı bastı. Orhan Gazi de Eskişehir’de at nallatıyormuş.”
“— Bu haberi işitince hemen ata binip sürdü. Dağlar arasında Oynaş Hisarı derler bir viranca hisar vardır. Tatarlarla orada buluştu. Göz açtırmadı. Tatarları yakaladı. Aldıklarını geri verdirdi. Hayli Tatarı tuttu. Karaca Hisara getirdi. Babası gelinceye kadar orada sakladı. Osman Gazi gelince Çavdaroğlunu getirdiler, Osman Gazi dedi ki; “Oğul! Bu zâlim komşudur. Hem de Müslümandır. Kendilerine, beğleriyle birlikte and verelim. Koyuverelim. Varsın memleketlerine gitsin” dedi. Öyle yaptılar. O zamandan ta Yıldırım zamanına kadar düşmanlık olmadı.” (A.E, s. 30)
Din gayretiyle beraber kan akrabalığı da Osman Gazi’nin Tatarlara acımasına yeter, onlar da sözlerinde durarak bir daha rahatsızlık vermezler.
Yıl 1313’e geldiğinde Gaziler toplanıp, Osman Bey’e hitaben:
“Ey! Gazi Han, elhamdülillah düşman mağlup ve makhur oldu, bundan sonra vakit kaybedip, hareketsiz kalmak size yakışmaz, her veçhile gazaya meşgul olmanız mâkul ve münâsiptir” diyerek, teşviklerde bulundular. Buna karşılık Osman Bey “Evvela Köse Mihâl’i davet edelim, İslâmı kabul etsin; eğer Müslüman olursa hoş, her nereye derseniz varalım; eğer müslüman olmazsa, evvelâ onun memleketi Harman-Kayayı, etrafı ile birlikte, talan edelim.” dedikten sonra, Köse Mihâl çağırıldı, teklif iletildi: O memnuniyetle İslâmı kabul etti. Herkes çok memnundur. Hele de Osman Gazi; sevincini, Mihâl’e hediyeler verip boynuna sarılarak gösterdi. Osman Gazi can yoldaşı Köse Mihâl’in ayrı dinden oluşuna ne kadar üzülüyor idiyse şimdi de o derece memnun kalmıştı. Yaşlanan bedenine adeta gençliği yeniden geldi. Kendisini daha iyi hissetmeye başladı. Mihâl’e “hemen hil’at giydirdiler. Osman Gazi’nin oğlu Orhan’ın yanına verdiler. Karaca Hisarda ikisini beraber bıraktılar.” “Bir Gazi daha vardı. Saltuk Alp derlerdi. Onu da beraber koydular. Osman Gazi’nin bir oğlunu da anası ile birlikte Bilecikte bıraktılar.” (A.E)
Osman Gazi devraldığı bir avuç toprağı bir vatan yapmak için gecesini gündüzüne katıyor, etraftaki tekfurları teker teker mağlub ederek, halkına zulüm yapmadan itaati altına alıyordu. 1314 senesi geldiğinde büyük hedefe yürümek, Bursa şehrini fethetmek istiyor, onun çarelerini arıyordu. Fakat bazı şeyler arzu ile gayret ile olacak gibi değildir, birazda Allah’ın dilemesi lâzım: Bursa muhasara edilir ama çabalar netice vermez. O, Orhan’ı beklemektedir. Ezelden Bursa fethiyle nişanlanan Orhan Beydir, bunu Osman Gazi bilemez, gaip bilinemez ki. Bilseydi Osman Gazi oğlunun işine hiç el atar mıydı?
Bursa yerinde duradursun; yeni bir sıkıntı meydana gelmişti Osman Gazi için. Germiyan iline İlhanlı hükümdarının yerleştirdiği Çavdar aşireti biraz vahşicedir; Karaca Hisara saldırdılar, orada o gün pazar var. “Orhan Gazi’ye de haber etmişler ki, Tatar pazarı bastı. Orhan Gazi de Eskişehir’de at nallatıyormuş.”
“— Bu haberi işitince hemen ata binip sürdü. Dağlar arasında Oynaş Hisarı derler bir viranca hisar vardır. Tatarlarla orada buluştu. Göz açtırmadı. Tatarları yakaladı. Aldıklarını geri verdirdi. Hayli Tatarı tuttu. Karaca Hisara getirdi. Babası gelinceye kadar orada sakladı. Osman Gazi gelince Çavdaroğlunu getirdiler, Osman Gazi dedi ki; “Oğul! Bu zâlim komşudur. Hem de Müslümandır. Kendilerine, beğleriyle birlikte and verelim. Koyuverelim. Varsın memleketlerine gitsin” dedi. Öyle yaptılar. O zamandan ta Yıldırım zamanına kadar düşmanlık olmadı.” (A.E, s. 30)
Din gayretiyle beraber kan akrabalığı da Osman Gazi’nin Tatarlara acımasına yeter, onlar da sözlerinde durarak bir daha rahatsızlık vermezler.
Orhan Bey’in Vekil Tayin Edilmesi (1320)
Sene 1320. Osman Gazi artık iyice ihtiyarladı. Yaşı 62’yi bulmuştu. Hayatta iken oğlu Orhan Bey’i kendi yerine vekil tayin etti. Genişleyen toprağa, çoğalan nüfusa hükmetmek için Orhan Bey’in pişmesi lâzımdı ve yeni müesseseler kurulması, yeni idari şekillerin ihdas edilmesi gerekliydi. Müslim-Gayrimüslim hiç kimsenin yönetenlere beddua etmemesi lâzımdı; bu da yapılan her işin Allah’ın rızasına uygunluğuna bağlıydı ve Osman Gazi’nin bütün çabası bu istikametteydi. Yeni teşkilatlar ve müesseseler kurulurken görev verilen gazilerde bu özellikler aranıyordu. Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş uç beyi olarak tayin edilirlerken mesuliyetlerinin farkındaydılar. Zaten, o nesilden, vazife alan herkes kendilerini önemli işlerin adamı olarak görüyor, başarılı olmaya mecburiyetleri olduğunu da unutmuyorlardı. Atalarının çok uzaklardan göçtükleri, Anadolu’da yere sağlam basılması gerektiği, geriye dönüşün düşünülemeyecek kadar imkânsızlığı onlara da malûmdu.
Sene 1320. Osman Gazi artık iyice ihtiyarladı. Yaşı 62’yi bulmuştu. Hayatta iken oğlu Orhan Bey’i kendi yerine vekil tayin etti. Genişleyen toprağa, çoğalan nüfusa hükmetmek için Orhan Bey’in pişmesi lâzımdı ve yeni müesseseler kurulması, yeni idari şekillerin ihdas edilmesi gerekliydi. Müslim-Gayrimüslim hiç kimsenin yönetenlere beddua etmemesi lâzımdı; bu da yapılan her işin Allah’ın rızasına uygunluğuna bağlıydı ve Osman Gazi’nin bütün çabası bu istikametteydi. Yeni teşkilatlar ve müesseseler kurulurken görev verilen gazilerde bu özellikler aranıyordu. Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş uç beyi olarak tayin edilirlerken mesuliyetlerinin farkındaydılar. Zaten, o nesilden, vazife alan herkes kendilerini önemli işlerin adamı olarak görüyor, başarılı olmaya mecburiyetleri olduğunu da unutmuyorlardı. Atalarının çok uzaklardan göçtükleri, Anadolu’da yere sağlam basılması gerektiği, geriye dönüşün düşünülemeyecek kadar imkânsızlığı onlara da malûmdu.
Mudanya’nın Fethi (1321)
Gemlik Seferi
Orhan Bey babasının emriyle Mudanya üzerine yürüdü. Kısa zamanda kale fethedildi. Sıra; Gemlik Seferi’ndeydi. Gemlik Seferi’ne kumandan olan kişinin Kara Timurtaş Bey olduğu söylense de İsmail Hami Danişmend’e göre ihtimal dışıdır. Kara Ali Bey olması lâzımdır.
Gemlik Seferi
Orhan Bey babasının emriyle Mudanya üzerine yürüdü. Kısa zamanda kale fethedildi. Sıra; Gemlik Seferi’ndeydi. Gemlik Seferi’ne kumandan olan kişinin Kara Timurtaş Bey olduğu söylense de İsmail Hami Danişmend’e göre ihtimal dışıdır. Kara Ali Bey olması lâzımdır.
Trakya Akını
1310 senesinde Osman Gazi’nin Rodos Seferi’nden bahseden yabancı kaynaklar mevcutsa da, yerli hiçbir kayıtta böyle bir olay yoktur. (İ.H.D.) Bunu böyle sayarsak, şimdi bahsedeceğimiz hâdise Osmanlı askerinin dışarıya açılan, deniz aşırı giden ilk akımdır. Bu alanda birçok Bizans şehri tahrip ve yağma edilmiş, dolayısıyla Bizans için iktisadi buhran baş göstermiştir. Bir de, bu akının ons ekiz ay sürdüğü düşünülürse işin ciddiyeti daha iyi anlaşılır.
1310 senesinde Osman Gazi’nin Rodos Seferi’nden bahseden yabancı kaynaklar mevcutsa da, yerli hiçbir kayıtta böyle bir olay yoktur. (İ.H.D.) Bunu böyle sayarsak, şimdi bahsedeceğimiz hâdise Osmanlı askerinin dışarıya açılan, deniz aşırı giden ilk akımdır. Bu alanda birçok Bizans şehri tahrip ve yağma edilmiş, dolayısıyla Bizans için iktisadi buhran baş göstermiştir. Bir de, bu akının ons ekiz ay sürdüğü düşünülürse işin ciddiyeti daha iyi anlaşılır.
Karamürsel’in Fethi (1324)
İzmit Körfezi’nde şirin bir kasaba. Bizans’ın burnunun dibi. Adı Prenetos. Karamürsel Bey ve arkadaşları tarafından fethedilip, kahramanın adını almıştır. Hâlâ o adı taşımaktadır.
İzmit Körfezi’nde şirin bir kasaba. Bizans’ın burnunun dibi. Adı Prenetos. Karamürsel Bey ve arkadaşları tarafından fethedilip, kahramanın adını almıştır. Hâlâ o adı taşımaktadır.
Bursa’nın Fethi (1326)
Osman Gazi fethedemediği Bursa’nın hayaliyle günlerini hüzünlendiriyordu. Etrafına yerleşen adamları Ak-Timur’la Balabancık Bursa’yı, Bursalıları bunaltmıştı. On senedir ablukaya dayanan şehirde çeşitli sıkıntılar, hele de açlık çekilemez dereceye gelmişti. Bursa’nın düşmesi yaklaşıyordu. Lâkin Osman Gazi’nin ihtiyar vücudundan takat uzaklaşmaktaydı; savaşa gidecek hali yoktu; ihtiyarlık hastalıkla sarmaş dolaş olunca Osman Gazi yatağa düştü.
Fetih vazifesi, fatih alma sırası Orhan Beydedir. Bu ulu vazifeye o koşar Bursa fethedilir. (1326) Orhan Bey, şehre ilk girecek şahsın bir ulu kişi olmasını isteyince Ahi Şemseddin zade Ahi Hasan öne geçer, kendisi onun arkasında şehre girerler. Camiye çevrilen bir manastırda Cuma namazı kılınır.
Osman Gazi fethedemediği Bursa’nın hayaliyle günlerini hüzünlendiriyordu. Etrafına yerleşen adamları Ak-Timur’la Balabancık Bursa’yı, Bursalıları bunaltmıştı. On senedir ablukaya dayanan şehirde çeşitli sıkıntılar, hele de açlık çekilemez dereceye gelmişti. Bursa’nın düşmesi yaklaşıyordu. Lâkin Osman Gazi’nin ihtiyar vücudundan takat uzaklaşmaktaydı; savaşa gidecek hali yoktu; ihtiyarlık hastalıkla sarmaş dolaş olunca Osman Gazi yatağa düştü.
Fetih vazifesi, fatih alma sırası Orhan Beydedir. Bu ulu vazifeye o koşar Bursa fethedilir. (1326) Orhan Bey, şehre ilk girecek şahsın bir ulu kişi olmasını isteyince Ahi Şemseddin zade Ahi Hasan öne geçer, kendisi onun arkasında şehre girerler. Camiye çevrilen bir manastırda Cuma namazı kılınır.
OSMAN BEY DÖNEMİ KRONOLOJİSİ (1258-1326)
1258 yılında Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi dünyaya gelmiştir.
1281 yılında Osman Gazi'nin Babası vefat etmiştir. Oğlu Orhan Bey dünyaya gelmiştir. Osmanlı tarihindeki ilk savaş Ermeni-Beli çatışması meydana gelmiştir. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat Osman Gazi'ye Söğüt ve uç beyliğini verdiğini bildiren fermanı göndermiştir.
1285 yılında Osman Gazi ilk zaferini elde etmiş ve Kuluca Hisar'ı ele geçirmiştir.
1286 yılında İnegöl ve Karacahisar valileri Osman Gazi'ye karşı ittifak kurmuşlar, fakat Osman Gazi bunlara karşı İkizce'de zafer kazanmıştır.
1288 yılında Porsuk Çayı üzerinde Karacahisar fethedilmiştir.
1289 yılında Alaeddin Keykubat tarafından Eskişehir ve İnönü bölgesi Osman Gazi'ye verilmiştir.
1292 yılında Osman Gazi Sakarya'nın kuzeyine akınlar düzenlemiştir.
1298 yılında Bilecik, Yarhisar ve İnegöl kaleleri fethedilmiştir. Yarhisar valisinin kızı Nilüfer Orhan Bey ile evlendirilmiştir.
1299 yılında Selçuklu Devleti saltanatı sona ermiş ve Osman Gazi bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı Devleti'ni kurmuştur. Turgut Alp İnegöl'ü fethetmiştir.
1300 yılında Yondhisar ve Yenişehir Kaleleri fethedilmmiştir. Yenişehir devletin merkezi olmuştur.
1301 yılında Osman Gazi İzmit yolunda Koyunhisar zaferini kazanmış, Kirmasti, Mıhalıç ve Ulubat Bizanslılardan alınmıştır.
1302 yılında Köprühisar ele geçirilmiştir.
1303 yılında Marmaracık kalesi fethedilmiş ve İznik abluka altına alınmıştır.
1306 yılında Kestel, Kete ve Ulubat kaleleri fethedilmiştir. Osman Gazi Dinboz'da zafer kazanmıştır. Osmanlılarla yabancılar arasında ilk askeri sözleşme imzalanmıştır.
1307 yılında Osman gazi ilk defa İznik'i kuşatmış ve Yalova'ya akınlar düzenlenmiştir.
1308 yılında İmralı Adası fethedilmiştir.
1313 yılında Harmankaya valisi Köse Mihal Osman Gazi'nin himayesine girmiştir.. Akhisar, Lüblüce, Geyve, Karagöz, Hisarcık, Lefke, Yenikale, Tekfurpınarı, ve Yanıkçahisar kaleleri fethedilmiştir. Bursa kuşatılmaya başlanmıştır.
1314 yılında Orhan Bey'in oğlu Şehzade Süleyman dünyaya gelmiştir.
1316 yılında Tuzpazarı, Karatekin, Karacebeş, ve Ebesuy kaleleri fethedilmiştir.
1317 yılında Akçakoca'nın ve Korunalp'ın komutanlığında Kocaeli'nin fethi başlamıştır. Kapucuk ve Keresteci kaleleri ele geçirilmiştir.
1321 yılında Osman Gazi oğlu Orhan Gazi’yi yerine vekil tayin etmiştir. Mudanya ele geçirilmiş ve Gemlik seferine çıkılmıştır. Trakya bölgesine ilk Osmanlı akınları başlamıştır.
1323 yılında Akyazı ele geçirilmiştir.
1324 yılında Karamürsel ele geçirilmiş ve Türkler İzmit Körfezine hakim olmuşlardır. Orhan Gazi Osmanlı Devleti'nin başına geçmiştir.
1325 yılında Orhaneli ele geçirilmiş ve Devehisar, Bolu, Ermenipazarı ve Kandıra kaleleri fethedilmiştir.
1326 yılında Bursa'da vefat etmiştir.



COMMENTS